Karmaşık Duyguların Müziği “Dertli Dans” Barış Sehlikoğlu, Kemal Kaya Batmaz

ESKİŞEHİR 24.08.2023, 16:25 Muhabir
Karmaşık Duyguların Müziği  “Dertli Dans” Barış Sehlikoğlu, Kemal Kaya Batmaz

Müziğin sihirli dünyasına hoş geldiniz! Bu röportajda, duygusal derinliklerle harmanlanan ritmiyle dikkat çeken iki yetenekli müzisyenle tanışacaksınız: Kemal Kaya Batmaz ve Barış Sehlikoğlu. Kendi müzikal dillerini yaratarak, “dertli dans” temasıyla ruhların dansına davet eden bu sanatçılar, klasik ve çağdaş melodileri benzersiz bir şekilde harmanlayarak dinleyicilerine müzikal bir yolculuk sunuyorlar. Dertlerinizi dansa dönüştürmeye hazır mısınız? Öyleyse, bu canlı röportajda müziğin büyülü dünyasına doğru yol alalım!

Müziğinizdeki “dertli dans” temasının ardındaki ilham ve bu teması işlerken ki amacınız nedir?

Ne yazık ki pek de parlak günler geçirdiğimizi düşünmüyoruz, biraz kapana kısılmış hissiyatı var hepimizin üzerinde. Biz, dertli dans terimini ilk kullandığımızda da çok parlak zamanlardan geçmiyorduk, haberlerde iç açıcı şeyler duymuyorduk; örneğin pandemi süreci stres doluydu, herkes zor bir dönemden geçiyordu ve müzik yasakları yaşanıyordu. Ancak yine de bir yanımız hep müziğin ritmine kapılıp oradan ruhen uzaklaşmak istiyordu. Bu nedenle, biz de bir insanın mutsuzken de dans edebileceğini, müziğe eşlik edebileceğini ve ruhen oradan uzaklaşabileceğini düşünerek bu terimi hayata geçirdik. Zaten yaptığımız müziklerde genellikle mutsuzluktan ve düşük modlardan beslendiğimizi düşünürsek, bu terimin isabetli olduğunu düşünüyoruz.

Eskişehir’de yaşamak ve müzik yapmak, size müziğinizin içeriğini nasıl etkiliyor? Bu şehrin size kattığı özel bir ilham var mı?

Eskişehir’de büyümüş çocuklar olarak bu şehrin ruhu her yerimize işlemiş durumda. Eskişehir, her şeyi kararında hissedebildiğimiz, sadece denizi eksik bir şehir. Özgür, butik, enerjik ve yeri geldiğinde huzur bulabileceğimiz bir yer. Yaşadığımız şehri çok seviyor olmalıyız ki klip çekimlerimizin neredeyse tamamını Eskişehir ve çevresinde gerçekleştirdik. Bu da bizce küçük ölçeğine rağmen ne kadar dolu bir memleket olduğunun da göstergesi. Müziğin günümüzde dijitalleştiği bir gerçek. Dijital platformlar üzerinden dinleyici kitlelerine rahat erişilebiliyor olsak da nerede olursanız olun ya da ne kadar çabalarsanız çabalayın işin doğası gereği İstanbul’da değilseniz bazı şeylerin üstesinden gelmek pek de kolay olmuyor. Bu da bir müzisyen olarak daha kırılgan bir denge sağlamayı gerektiriyor.

Kendi müziğinizi tarif ederken hangi sıfatları kullanırsınız ve müziğinizde kendinize özgü bir imza olduğunu düşünüyor musunuz?

Müziği keskin şekilde türlere/janralara ayırma konusunu pek sevmiyoruz. Bundan dolayı yaptığımız müziği tam bir tarza oturtmuyor ve parçaların içinde çeşitli baharatlar kullanabiliyoruz. Organik elementler içermesi en temel gayemiz. Müziğimiz ne tam anlamıyla elektronik dans müziği ne tam popüler ne de tam indie. Birden fazla his içeren müzikler ürettiğimizi düşünüyoruz. Örneğin ‘’Bin Yaşındayım’’ kimi için bir sistem eleştirisi, kimi için aşk acısı barındıran bir şarkı, kimi içinse tam bir dans müziği. Müziklerimizde vokal anlamında da alt yapı anlamında da birden çok yönü bir arada sunmaya çalışıyoruz. Bunu da müzikal anlamda imzamız olarak görüyorlar. İnsanlar Barış’ın sesini duyduğu anda kesin alışılanların dışında bir şeyler duyacağını biliyor ya da Kemal’in alt yapısını duyduğunda bu şarkının bize ait olduğunu anlıyorlar. Özellikle bu konuda dinleyicilerden çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Özetle organik elementlerle derin elektrikli müziği harmanlayıp çoklu hisler yaratıyoruz.

Müzik yolculuğunuz boyunca sizi en çok etkileyen ya da ilham veren sanatçılar ve müzisyenler kimlerdir?

Kemal: Ben neredeyse her tarz müziği dinlemeye gayret ediyorum ve yaratıcılık anlamında çok faydasını görüyorum. Gerçekten en çok ilham aldığım diye spesifik bir isim söyleyemem ama Türk sanatçılardan Bedük prodüksiyon anlamda en çok etkileyenlerden biri İskender Paydaş, Ozan Bayraşa ilham aldığım prodüktörler. Eski Türkçe eserlerden çok fazla ilham alıyorum. Yabancı olarak Moby, Paul Kalkbrenner, Bob Moses, Monolink verebileceğim örnekler.

Barış: Kesinlikle müzik şu an tek bir yöne eğilmeyi kaldırmıyor. Belli dengeleri mutlaka gözeterek ortaya bir harman çıkarmak gerektiğine inanıyorum. Bu aralar çoğunlukla klasik eserler dinliyor olsam da bunun yanında vokalinin yol gösterdiğine inandığım birçok müzisyeni tür ayırt etmeden dinliyorum. Mesela bana ilham veren sanatçıları bir playlist şeklinde dinliyor olsaydık; Ferdi Özbeğen, Sezen Aksu, Monolink, Mahzuni Şerif, Alim Qasımov, Camelphat arka arkaya çalar, kafaları karıştırırdı. 

Hangi şarkıcıların eserlerini yorumlamak sizin için özel bir anlam taşıyor ve bunları kendi müzikal dilinizle nasıl ifade etmeyi düşünüyorsunuz?

Kenan Doğulu, bizim ilk şarkısını coverladığımız sanatçı. Kesinlikle çok sevip saydığımız, eserlerine bayıldığımız bir sanatçı. Kendisi de stüdyo çalışmalarımızla alakalı birçok konuda fikrine danıştığımız, akıl aldığımız Türkçe Pop’un duayenlerinden. Tarkan, Sezen Aksu, Neşet Ertaş, Fikret Kızılok, Erkin Koray dinledikçe yeni bir şeyler öğrendiğimiz muazzam sanatçılar. Cover yaparken sevdiğimiz müzikleri kendi tarzımızda yorumlamaya bayılıyoruz. Eserin orijinaline saygısızlık etmeden bir şeyler katma çabası, yaratıcılığımızı arttırıyor. İlk adımda şarkıyı ele alacağımız tempoyu dahi seçerken, eser üzerine düşünerek hareket ediyoruz. Eğer mümkünse tarzımıza zıt eserleri ele almaya çalışıyoruz.

Klasik müziğe olan ilginizin şarkılarınızda nasıl bir yansıma buluyor? Opera eğitiminizin müziğinize nasıl bir boyut kazandırdığını düşünüyorsunuz?

Barış: Ben lisans ve yüksek lisans eğitimimi Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera bölümünde tamamladım. Klasik müzik kendi içindeki süreçte yüzyıllardır değişime uğruyor. Dünyada yaşanan toplumsal olaylar, en küçük ölçekte bireyin yaşamını şekillendiriyor. Dolayısıyla yaşanan dönüşümler müziğe doğrudan yansıyor. Bizim müziği dönemlere ayırabilmemizde, yorumlayabilmemizde bize rehber oluyor. Bu bilinçle müzikte hareket etmenin, bambaşka bir tarzda müzik yaparken de insanlar ve yaşanan içsel ya da toplumsal olaylardaki gözlem yeteneğini ve kişinin estetik algısını beslediğine inanıyorum. Kemal’in ortaokul yıllarında bir konservatuvar geçmişi var, hem de aynı zamanda çok yönlü bir müzisyen olması sayesinde o noktada da ortak dili konuşmak daha kolay oluyor. Opera konusuna gelecek olursak, eğitimim süresince şan dersi almak, ses sağlığını ve karakterini sağlamak için en büyük yardımcılarımdan biri oldu. İçgüdülerimizin haricinde nasıl ses çıkartıldığının farkında olarak bir şeyleri yapmak da günün sonunda müziğimizi besliyor.

Popüler müzik trendlerinde dikkate alarak aynı zamanda özgün bir müzik tarzı oluşturmak nasıl bir denge gerektiriyor? Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Popüler müziğin temelinde elektronik alt yapılar synthesizerlar yatıyor. Biz de bunu verimli kullanabildiğimizi düşünüyoruz açıkçası. Trend olan müzikleri dinledikçe ister istemez hissiyatlar kayabiliyor ancak günün sonunda kafa kafaya verip dinlediğimizde zaten bize ait olmayan ya da tarzımızın dışında olan şeyler hemen bizim kulağımıza batıyor ve silme kararını vermek çok da zor olmuyor.

Müziğinizdeki şarkı sözlerinin ve melodilerin altında yatan hikayeler nelerdir? Dinleyicilerinizin bu hikayeleri anlamasını umuyor musunuz?

Dinleyicilerin müziğimizden hem bir bütün olarak hem de söze-müziğe ayrı ayrı odaklandıklarında kendilerinden bir şeyler bulmaları, çoklu hislere kapılmaları ve herkesin kendinden bir şeylere denk gelmesi yaptığımız müziğin temel gayeleri. Hepimizin tanıdığı, ama bazıları zaman zaman atlatılamayan duyguları ele alıyoruz. Dolayısıyla bazı hikayeler üstü örtülü şekilde dinleyicisine ulaşıyor, ama biz iletişime oldukça açığız o noktada. Sosyal medyalarımız üzerinden birçok müzik paydaşıyla sohbetlerimiz olmaya devam ediyor ve 2022 sonunda hayata geçen stüdyomuzun kapısı da herkese açık. Dolayısıyla merak edilen alt metindeki hikâyeyi meraklısına anlattığımız anlar dahi oluyor.

Gelecekteki projeleriniz ve müzikal hedefleriniz nelerdir? Yeni çalışmalarınız ve projeleriniz hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?

Dinlenmek için tekdüzeliğe kaçmadan, kendi müziğimizin sevilen halini daha çok dinleyiciyle buluşturmak en temel gayemiz. Hali hazırda birkaç single üzerine çalışıyoruz. Şu aralar üretken bir dönemdeyiz, bitirdiğimiz çalışmalarımızdan bazılarını da önümüzdeki aylarda dinleyicilerimizle buluşturmayı hayal ediyoruz. Cover tarafından çok keyif alıyoruz, yeni coverlar yapmaya devam edeceğiz. Yaz çıkışından sonrası için Eskişehir ve İstanbul’da konser planlarımız var. Öte yandan mevcut stüdyomuz Cengohaus en yeni girişimimiz. Cengohaus’u büyüterek yeni müzisyenlerin ve yeni eserlerin müzik dünyasına katılmasında basamak olmak bizim için onur verici.

Yorumlar (0)
Ayın Anketi Tümü
Yeni Yıl'da Hangi Kararları Alıyorsun?
Yeni Yıl'da Hangi Kararları Alıyorsun?
2
kapalı