
Profesyonel hikayesi nasıl başladı? İlk single nasıl çıktı?
Uzun yıllardır kendi kendime bir şeyler yazıp besteledim, üniversite yıllarımda müzikle biraz daha ilgilenmeye başladım. Çok yakın bir arkadaşım gitar çalıyordu ve onunla çalıp söylemek oldukça keyifliydi. Tabii, o zamanlar sadece boş zamanlarımızda arkadaşlarımızla eğlenmek için yapıyorduk bunu. İlk single’ım “Gece Gibi Gönlünü”yü yazıp ona dinlettiğimde paylaşmam için beni cesaretlendiren odur. İyi ki de öyle yapmışım, diyebilirim. Şarkıyı oldukça amatör bir videoyla birlikte internete yükledim ve ertesi gün olanlar oldu... Şu an ait olduğum yerdeyim.
Daha önceki röportajlarında babanın müzikle uğraşmana karşı çıktığını söylemiştin. Neden karşıydı? Sonra nasıl razı ettin?
Aslında beni müziğe yönlendiren kişi babamdır. Sanırım her ebeveynin içinde olan koruma içgüdüsüyle zarar görmemi istemedi ve o yüzden böyle bir tutum takındı. Daha sonra kendimi müziğe ne kadar ait hissettiğimi görünce beni desteklemeye başladı, tabii ki. Yıllardır ailem, yaptığım işlere her zaman destek oldu; onların sevgisi ve desteği de beni motive ediyor.
Kendi şarkılarını yazıyorsun. Nereden, kimden ilham alıyorsun? Şarkı yazarının anlattığını illa kendisi yaşamış mı olmalı?
Kendi kendime kaldığımda, kalabalık içinde konuşamadıklarımı yazıyorum aslında. İlham noktam tam olarak orası; söyleyemediklerim, içimde tuttuklarım şarkı olarak dile geliyor. Yaşanarak yazılan şarkılar kesinlikle dinleyiciyle daha güzel bütünleşiyor, bence. Ama bazı zamanlar çevremdeki insanların, yakın arkadaşlarımın hikayeleri de benim için ilham oluyor. Onların mutluluklarını ve acılarını da içselleştirip güzel besteler ortaya çıkardığım oldu.
Nereden besleniyorsun peki? Kitaplar, filmler, yaşamlar?
Benim için cevabı olmayan bir soru aslında. İnanın nerede, neye ya da kime şarkı yazacağım asla belli olmuyor. Bir gün bir şarkı dinleyip etkileniyorum, başka bir gün izlediğim filmin başrol karakterinin hikayesi beni bir şeyler yazmaya itiyor. Hepsini harmanlamayı çok seviyorum; bazı şarkılarımda da kendi hikayelerim var, tabii ki. Sanırım beni en çok etkileyen şey hayatlar; kendi hayatım, bir kurgu karakterin hayatı veya en yakın arkadaşımın hayatı.
Başarılı bir sahne sanatçısısın aynı zamanda. Evde oturup şarkı yazmakla, stüdyoda şarkı kaydetmekle hatta klip çekmekle, sahnede büyük bir kalabalığın karşısında olmanın farkı nedir? Orada nasıl hisler taşıyorsun?
Hepsi çok ayrı heyecanlar ve ayrı mutluluklar benim için. Aslında bu bir süreç, tabii ki; önce sıfırdan bir şey üretmek, sonra hayata geçirmek ve kliplendirmek... Tüm bunlar olurken kendi ellerimden ve zihnimden çıkmış bir şeyin hayat bulması beni etkiliyor ve gururlandırıyor. Sanırım en yoğun hislerimi sahnede yaşıyorum; karşımda binlerce insanın aynı hikâyeye eşlik etmesi benim için oldukça yoğun hisler demek. Bazen, seyircilerimle göz teması kurmayı çok seviyorum ve şarkımı yazarken hissettiğim şeylerin bir yabancıda da canlanması tarif edilemez bir duygu.
En iyi konserin hangisiydi, çok etkilendiğin, unutamadığın?
En iyisi diyemem belki, ama ilk konserim tabii ki... En özeli kesinlikle oydu. Dizlerim titrer halde çıktığım sahnede binlerce insanı karşımda görmek, belki hayallerimi kuramayacağım kadar büyük bir sevgiyle karşılanmak müthiş bir histi. Sonrası zaten çok daha profesyonel ve rahat ilerledi.
Seni kimler dinliyor peki? Yaş aralığı, cinsiyet verebiliyor musun? Ya da ben şarkılarımı şu kitle dinlesin diye söylüyorum diyor musun?
Aslında şarkılarımı özellikle belli bir grup insan dinlesin diye yazmıyorum, tabii ki. Ama her müzik türünün ve şarkının belli bir alıcısı oluyor. Bazıları belli bir grup insana dokunuyor, bir kısmı o insanlarda aynı duyguları uyandıramıyor. Bunu anlayabiliyorum ve bir süredir bestelerimi yaparken daha geniş kitlelere hitap edebilmek için uğraşıyorum. Kendi gözlemim ise sanırım daha çok genç arkadaşlarımızın kalplerindeyim...
Yeni şarkın “Eften Püften” neyi anlatıyor? Kime yazdın? Nasıl yazdın? Dinleyici ne hissetsin istiyorsun?
Aslında “Eften Püften”, yanlış zamanda doğru kapıda olan bir kadını anlatıyor; aynı kadın işin içinden bir türlü çıkamıyor, sürekli kendi içinde bir kavgada... Biraz da cesur bir kadın aslında, kartlarını açık oynuyor ve bir sebep bulup yine kapındayım diyor. “E sözümü tuttum, aç bence!” Dinleyicilerim bu şarkıda umudu hissetsin isterim; bazen doğru şeylerin olması için ilk önce kendimizi değiştirmemiz gerektiğini.
Sektörün hep en iyileriyle çalışıyorsun. Nasıl ekip kuruyorsun? Kimlerle çalışmayı tercih ediyorsun, isim olarak?
Benim için enerji çok önemli. Aynı frekansta olduğum her isimle hep çok güzel işler yapabildim. Karşımdaki kişiye kendimi anlatabiliyor olmam lazım, çünkü bence benim çalışırken kullandığım başka bir dilim var. Aynı zamanda çalışırken, konserlerde ve saatler süren turne yolculuklarında ekibimle eğlenebilmek de beni mutlu ediyor. Pozitif fikirleri olan, yaratıcı, bana inanan insanlar var ekibimde... Ne mutlu ki onlarla çalışma fırsatı buldum da bir araya geldik.
Türk Sanat Müziği, Halk Müziği gibi türlere yakınlığından da bahsetmiştin. Konserlerinde böyle performanslar düşünüyor musun?
Türk sanat müziğine olan ilgim çok eski yıllara dayanıyor. Annem ve babam sürekli birlikte koro dinlemelerine giderlerdi ve uzun yıllar boyunca beni de götürdüler. Orada oluşan kulak aşinalığım zamanla kişisel bir ilgiye dönüştü, sanırım. Türkü okumayı çok seviyorum, sahnelerimde de ara ara repertuarıma ekliyorum. Bazen karşımdaki insanlardan o enerjiyi alınca spontane bir şekilde türkülere geçtiğimiz de oluyor.
Peki Türk pop müziğinin durumu sence nasıl? Sahneyi paylaşayım, düet yapayım dediğin isimler var mı?
Türk Pop Müziğe dair birçok eleştiri var, hepimiz duyuyoruz. Bence bu noktada düşünülmesi gereken şey zamanın değiştiği. 10 sene önceki hayat tarzının, yaşam koşullarının ve toplumsal olayların yarattığı şarkıları 10 sene sonra tekrar görmeyi beklememeliyiz. Zaman geçiyor, insanlar değişiyor ve müzik de bize ayak uyduruyor, aslında. Çok güzel işler yapılıyor ama bizim sektörde de her alanda olduğu gibi her geçen gün tüketim hızı artıyor. Bu da bence hem dinleyicinin müziğe olan bakış açısını hem de biz şarkıcıların üretim motivasyonunu etkiliyor. Ürettiğimiz her şeyin bu kadar hızlı tüketildiği şu zamanlarda belli isimler de sivriliyor, tabii. Zeynep’i çok beğeniyorum ben mesela, bence yeni ve dinamik bir soluk getirdi Türk Pop Müziğine, iyi bir yorumcu.
Geldiğin nokta seni mutlu ediyor mu, yoksa daha büyük hedeflerin var mı?
Ne mutlu bana ki her zaman olduğum yerden daha yukarısını hedefliyorum. Kendi kendine bir şeyler yapmış, başarmış ve şarkılarını milyonlarla buluşturmuş biri olarak geldiğim nokta beni tabii ki mutlu ediyor, ama bu daha iyisini istememem için bir sebep değil. Ürettiğim işler birçok insana dokundu şu zamana kadar, hedefim daha da iyilerini yapmak, daha çok insana dokunmak ve en önemlisi Irmak Arıcı olarak kalıcı bir iz bırakabilmek.
